Bize Ulaşın

Aşağıdaki formu doldurarak bilgi talep edebilirsiniz.

Endodonti

Endodonti, diş pulpası (dişin içinde damar ve sinirleri içeren canlı doku) ve dişi çevreleyen dokuların hastalıkları ile ilgilenen ve bu hastalıkların önlenmesi, teşhisi, tedavisi ve pulpa dokusu yaralanmaları üzerine odaklanan diş hekimliği dalıdır.

Genel olarak endodontinin amacı hastamızın doğal dişlerini mümkün olduğunca korumak ve ağızda tutmaktır. Bunun yanı sıra ciddi ağrısı ve şişliği olan hastalar için acil tedavi imkanı da sağlamaktayız.

Kliniğimizde, travma, kırık, ilerlemiş çürükler ve enfeksiyon nedeniyle diş pulpası ve çevre dokuların hasar gördüğü dişlere kök kanal tedavisi uygulamalarının yanı sıra dişin canlılığını devam ettirmeye yönelik vital pulpa tedavileri ve kökün içinde yeni bir canlı doku oluşturmayı amaçlayan rejenerasyon tedavileri de yapılmaktadır.

Alanında profesyonel ekibimiz, ileri teknoloji ekipmanlarla donanmış kliniklerde dijital radyografi ve dental operasyon mikroskobu yardımıyla tedavilerini sürdürmektedir. Ayrıca gerekli olduğunda, hastanemiz bünyesinde bulunan “Dental Volumetrik Tomografi” ile ileri görüntüleme tekniklerini kullanarak diş ve çevre dokuları 3-boyutlu olarak değerlendirebilmekteyiz.

Kliniğimizde verilen hizmetler; kök kanal tedavisi, kök kanal tedavisi tekrarı, endodontik cerrahi, vital pulpa tedavileri ve pulpa rejenerasyonunu içerir.

Endodonti

Endodonti

Bölüm Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

Endodonti nedir?

Dişin iç kısmında, diş dokularının beslenmesinde ve korunmasında önemli olan sinirler (pulpa dokusu) vardır. Pulpa dişin kuron kısmından başlayıp kök ucuna kadar ilerler. İşte bu dokulardan kaynaklanan hastalıkların tedavisiyle ilgilenen bilim dalı, “edodonti”dir.

Yakın geçmişimize kadar iltihaplanan dişin, vücudun diğer bölgelerine giderek zarar vereceğine inanılırdı ve bu nedenle de dişlerin çekilmesi öngörülürdü. Tedavi yöntemlerinin temelinde çok büyük değişiklikler olmamasına rağmen; görüntüleme (röntgen) cihazlarındaki hızlı ilerleme, kanal içinde kullanılan aletlerin hızla ilerleyen teknolojiyle beraber daha da gelişmesi; bu dişlerin tedavi edilebilmesine olanak tanımıştır.

Kanal tedavisi görmüş dişler renk değiştirir mi ve dişlerdeki renk değişikliği giderilebilir mi?

Travma veya kanal tedavisinin bir sonucu olarak dişler kahverengi, pembe veya gri renk alabilirler.

Renk bozukluğunun nedeni travma ise dişe önce kanal tedavisi yapılır; daha sonra beyazlatma işlemi uygulanır. Renk değişikliği kanal tedavisinden sonra ortaya çıkmışsa diş, röntgen çekilerek incelenir. Eğer kanal tedavisinde sorun yoksa beyazlatma yapılır, aksi takdirde önce kanal tedavisi yenilenir ve daha sonra beyazlatma yapılır.

Kanal tedavisi yapılacak dişlerde hangi belirtiler oluşur?

Dişte renk değişikliği, soğuk veya sıcağa karşı aşırı derecede duyarlılık, kendiliğinden özellikle gece başlayan ağrı ve yüzde apse nedeniyle oluşan şişlik, pulpa dokusunda bir problem olduğunu gösteren klinik belirtilerdir.

Kanal tedavisi yapılan bir dişte nelere dikkat edilmelidir?

Tedavi tamamlandıktan sonra dişin üst dolgusu tamamlanana kadar, o dişin üzerinde çiğneme yapılmamasına önemle dikkat edilmelidir. Dolgu tamamlandıktan sonra bu diş de ağızdaki diğer dişler gibi çiğneme işlemine katılacaktır. Diş hekiminiz bu süre zarfında dişinizin kırılmaması için çiğneyici yüzden ???ölleme yaparak dişe aşırı yük gelmesini önleyebilir. Bu dişler çoğunlukla ağızdaki diğer dişler kadar uzun süre sağlıklı bir şekilde fonksiyon görebilmektedir.

Kanal tedavisi sonrası dişe gelebilecek yeni bir darbe, üst dolgusunun kırılması veya derin bir kırık ya da çatlak oluşması sonrası dişte yeniden enfeksiyon gelişebilir. Bu durumda eğer tedavi yenilenebilecekse, diş hekimi tarafından kanal tedavisi tekrarlanarak diş daha uzun süre ağızda tutulmaya çalışılır.

Kanal tedavisinin faydaları nelerdir?

Pulpa dokusunda oluşan iltihap nedeniyle çok şiddetli ağrılar veya kök ucunda lezyonlar gelişebilir ve bu durum dişlerin kaybedilmesine neden olabilir. Kanal tedavisi bu dişlerin ağızda tutularak, uzun yıllar ağızda çiğneme ve estetik bakımdan fonksiyon görmesini sağlar. Tedavi olarak kolay uygulanabilmesi ve hastaya çok büyük rahatsızlıklar vermeden gerçekleştirilebilmesi nedeniyle çoğunlukla tercih edilen bir yöntemdir.

Tedavi edilmeyen dişin kaybı sonrasında ihtiyaç duyulabilecek köprü veya implant tedavisine göre, çok daha ekonomik bir tedavi yöntemi olması büyük bir avantajdır. Bu nedenle tedavi şansı denenmeden bir dişin çekiminin düşünülmesi çok büyük bir hata olacaktır.

Kanal tedavisi ülkemizde ve dünyada bütün diş hekimleri tarafından uygulanabilen bir tedavidir. Bu konuda “Lisansüstü Eğitim” yapmış kişilere “endodontist” denir. Serbest diş hekimleri endodontistlerle işbirliği içinde çalışırlar ve gerekli gördüklerinde yardım isteyerek hastalarını en iyi şekilde tedavi görmelerini sağlarlar.

Pulpa dokusu nasıl iltihaplanır ve tedavi edilir?

Dişlerde bulunan tedavi edilmemiş derin dentin çürükleri ve dişlere gelen şiddetli darbeler nedeniyle dişin pulpa dokusu iltihaplanabilir. Bu iltihaplanma sonrasında dişte kendiliğinden başlayan çok şiddetli ağrılar olabildiği gibi, bu etkenler nedeniyle pulpa dokusu canlılığını da yitirebilir. Her iki durumda da dişin tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu tür durumlarda “kanal tedavisi” uygulanır. Bu tedavinin amacı, iltihaplanan pulpa dokusunun uzaklaştırılmasından sonra, orada kalan boşluğun (pulpa boşluğu), doku dostu maddelerle doldurulmasıdır. “Kanal tedavisi” lokal anestezi altında yapılan ve başarı yüzdesi yüzde 90’ların üstünde bulunan bir tedavi yöntemidir. Tedavi edilen dişler, üst dolguları da yapıldıktan sonra ağızda uzun yıllar fonksiyon görebilirler.

Tedavi sırasında belirli aşamalarda radyografi alınarak, dişin kök ucuna kadar ulaşabildiğinden emin olunur ve kök kanalı, kök ucuna kadar doldurularak tedavi tamamlanır.

Tedavi sırasında veya sonrasında ağrı duyulur mu?

Kanal tedavisi lokal anestezi altında yapılan ağrısız bir tedavidir. Bu nedenle tedavi sırasında herhangi bir ağrı duyulmaz; ancak bazı durumlarda tedavi sonrası “akut alevlenme” adı verilen bir tablo ortaya çıkar. Bu tablonun oluşma sıklığı yok denecek kadar azdır. Buna rağmen hastaya tedavi öncesinde böyle bir durumun oluşabileceği bilgisi verilir. Tedavi tamamlandıktan sonra anestezinin etkisi geçtiğinde çok hafif bir ağrı hissedilir. Ancak bu da çok kısa sürede yol olacaktır. Gerekirse ağrı dindirici ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca dişin üzerine çiğneme yapıldığında hafif ağrı duyulabilir. Bu durum da kısa süre içinde kaybolacaktır.