Bize Ulaşın

Aşağıdaki formu doldurarak bilgi talep edebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi

20 yaş dişi nedir?

Yirmi yaş dişleri diş dizisinin en arkasında yer alan, üçüncü büyük azı dişleridir. Genellikle yirmili yaşlarda süren bu dişler çoğu zaman çenedeki yer darlığı, sürme pozisyonundaki sapma veya ilgili bölgedeki kemik yoğunluğu gibi sebeplerle kısmen çıkmakta (sürmekte) veya çene kemiği içinde gömülü durumda kalmaktadır.

devamı

Ağız içi cerrahi işlemler nasıl yapılır?

Ağız cerrahisi ameliyathane koşullarında ve steril bir ortamda bu konuda uzman olan kişiler tarafından yapılmaktadır. Çoğunlukla lokal anestezinin, yani ilgili bölgenin iğne yapılarak uyuşturulmasıyla gerçekleştirilen ağız içi cerrahi müdahaleler, kimi zaman da hastalara genel anestezi (narkoz) veya sedasyon yöntemiyle yapılabilmektedir.

devamı

Ağız içinde; dilde, yanakta, dilaltında, damakta oluşan her şişlik veya renk değişikliği tehlikeli bir hastalığa mı işaret eder?

HAYIR, vücuttaki birçok rahatsızlığın başlangıç bulgularının ilk görüldüğü yerlerden biri ağız içidir. Dolayısıyla bu tip oluşumların takibi yapılmalı ve eğer ciddi bir rahatsızlık bulgusu varsa, gecikmeden tedavisine başlanmalıdır.

devamı

Ağız kanserleri nelerdir?

Pre-kanseröz (kansere dönüşme potansiyeli olan) lezyonların erken tespit edilebilmesi ve mevcut lezyonların kontrol altında takip edilebilmesi; ilgili ağız içi lezyonundan alınan doku örneğinin incelenmesi ile mümkün olabilmektedir.

Dişlerimizin sağlığı kadar, onları kuşatan ağzımızın iç yapısının da (damak, yanaklar, dil tabanı, dil kökü gibi) önemli olduğunu unutmamamız gerekiyor. Sadece diş ve diş eti hastalıklarında değil, pek çok sistemik hastalık ve deri hastalığının ilk belirtilerinin ağız içinde oluştuğunu düşünürsek, ağız içi bakımının da kuşkusuz çok önemli olduğunu anlayacağız. Ağız içinde çıkan, kişiye huzursuzluk veren rahatsızlıklar ağız içi yarasına ya da bir ağız kanserine işaret edebilir.

Ağız kanserleri bütün kanser türleri arasında 6. Sırada görülmektedir. Kanserli olgularda hastalar genellikle durumun farkında değildirler. Önemsenmeyen bu durum zaman ilerledikçe tedavisi zor bir süreci de beraberinde getirmektedir.

Düzenli diş kontrolleri, pre-kanseröz lezyonların erkenden tespit edilerek gerekli tedavi planının sağlanması ve hastalar açısından sıkıntılı bir sürecin yaşanmaması açısından hayati önem taşımaktadır.

14 gün içinde kendi kendine iyileşmeyen ağız içi yaraları için mutlaka diş hekimine başvurmak gerekir. Şüpheli bir bulgu söz konusu olduğunda gerekli tedbirler alınarak, biyopsi alınmalıdır ve histopatolojik olarak incelenmelidir. Eğer, kanser varsa hastalığın boyutunu belirlemek ve kemikleri etkileyip etkilemediğini saptamak için radyolojik değerlendirme dental volümetrik tomografi ile yapılır.

devamı

Ağız, çene ve yüz bölgesine herhangi bir darbe geldiğinde yapılması gereken nedir?

Eğer herhangi bir beyinsel hasar yoksa hasta ağız, çene ve yüz kemiklerinde kırık şüphesiyle bir çene cerrahisi uzmanına yönlendirilmelidir. Gerekli radyolojik tetkikleri yapılmalı ve eğer çenelerde de kırık varsa zaman geçirilmeden radyolojik tedavisine başlanmalıdır.

devamı

Cerrahi çekim sonrası dikkat edilmesi gerekenler

Diş çekimi sonrasında yüksek ateş, durmayan kanama, kötü koku ve ağrılı kızarıklık ile şişkinlik şikâyetiniz varsa, diş çekiminden 4-5 gün geçmesine rağmen tükürükle karışan kan, şişlik ve ağız açmada zorlanma gibi şikâyetler halen devam ediyorsa, derhal doktorunuza başvurun.

devamı

Diş çekimi sonrasında yapılması gereken işlemler nelerdir?

Çekim yapılan bölge üzerine yerleştirilen tampon kanamayı durdurmak içindir. Dolayısıyla yarım saat süreyle tamponun ısırılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra 24 saat süreyle çok sıcak yiyecekleri, alkol-sigara ve asitli içeceklerin kullanılmamasına özen gösterilmelidir. Çekim sonrasındaki gece yüksekçe bir yastıkla yatılmalı ve kesinlikle ağrı kesici olarak aspirin ve benzeri ilaçlar kullanılmamalı, doktorun önerdiği ilaçlar kullanılmalıdır. Eğer cerrahi bir çekim veya zor bir çekim yapıldıysa, çekim yapılan bölgeye dışarıdan aralıklı olarak buz uygulanmalıdır. Buz doğrudan cilde uygulanmamalıdır.

devamı

Diş hekimliği cerrahisi nedir?

Ağız boşluğu içinde yer alan yumuşak doku (yanak, damak, dil, dudak gibi) ve sert dokuları (dişler, kemikler) ilgilendiren her türlü rahatsızlığın teşhisini ve cerrahisini lokal anestezi, genel anestezi veya sedasyon anestezisi altında ameliyathane ortamında operasyonlar yaparak gerçekleştiren bir bölümdür.

devamı

Diş kaynaklı apselerin (enfeksiyonların) tedavisinde yapılan en önemli hata nedir?

Diş kaynaklı apseler ağız içinde ya da ağız dışında, içi iltihap dolu şişlikler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu iltihaplı şişliklerin derhal cerrahi olarak açılıp, içindeki iltihabın boşaltılması gerekmektedir. Hastanın sıklıkla sadece antibiyotik kullanarak kendi kendilerini tedavi etmeye çalışmaları, apse direne edilmediği için tedaviyi güçleştirmektedir.

devamı

Dişin kök ucunda kist oluşmuşsa bu diş her zaman çekilmeli midir?

HAYIR, dişlerin kök uçlarında oluşan kistler eğer başlangıç aşamasındaysalar diş çekimine gerek kalmadan tedavileri yapılabilmektedir. Bunun için bu tip dişlere öncelikle kanal tedavisi uygulanmakta, daha sonra da lokal anestezi altında kök ucuna yapılan cerrahi müdahaleyle problem ortadan kaldırılarak dişin uzun süre ağızda kalması sağlanmaktadır.

devamı

Genel anestezi (narkoz) ve sedasyon nedir?

Genel anestezi, hastaya damar içi ilaçlar ve bayıltıcı gaz verilerek narkoz halinin sağlandığı anestezi tipidir. Çoğunlukla korku ve endişeli hastalarda, mental retarde (zihinsel engelli) kişilerde ve lokal anestezinin yeterli olmadığı vakalarda tercih edilmektedir. Sedasyon ise hastaya sadece damar içi ilaçlar verilere uyur halin sağlandığı anestezidir. Sedasyonun uyuşturucu etkisi yoktur; dolayısıyla cerrahi yapılacak bölgenin uyuşması için hastalara ayrıca lokal anestezi de yapılmaktadır.

devamı

Her 20 yaş dişi çekilmeli midir?

HAYIR, ağızda tamamen sürmüş durumdaki 20 yaş dişleri, rahatça temizlenebilir durumdaysa ve üzerlerinde herhangi bir derin çürük oluşumu yoksa çekilmelerine de gerek yoktur. Ancak diş ipi ve fırçasıyla rahatça temizlenemeyen, üzerlerinde tedavi edilemeyecek durumda çürüğü olan ve yanağa ya da dile doğru sürüp kişinin istemsiz olarak yanağını, dilini ısırmasına yol açan 20 yaş dişlerinin çekilmeleri gerekmektedir.

devamı

Her 20 yaş dişi, ön dişlerde çapraşıklığa sebep olur mu?

HAYIR, 20 dişleri olmayan kişilerde de çapraşıklık görülmektedir. Çünkü tüm dişlerimizin öne doğru hareket etme eğilimi vardır. Kesici dişler arasındaki temas bozukluklarında çapraşıklık söz konusu olur. Bunu düzeltmek için tedavi planlanmış ve tüm dişlerin geriye hareket ettirilmesi söz konusuysa 20 yaş dişleri çekilmelidir.

devamı

Her gömülü 20 yaş dişi çekilmeli midir?

HAYIR, ancak kısmen sürmüş olan 20 yaş dişleri rahatça temizlenemedikleri için kolayca çürüyebilmekte, ağızda kötü kokuya sebep olmaktadır. Tamamen kemik içinde kalıp süremeyen 20 yaş dişleri ise hemen yanlarında bulunan ikinci büyük azı dişinin köklerine yaslanarak o dişe zamanla zarar verebilmekte veya kimi zaman etraflarında kist oluşturabilmektedirler.

Bu tip enfekte olup ağrıya ve apseye yol açmaları halinde hemen çekilmeleri gerekirken, herhangi bir sıkıntıya sebep olmuyorsa doktorunuz tarafından kontrol altında tutulmalı ve gerek görülürse çekilmelidirler.

devamı

Herkese implant yapılabilir mi?

EVET, implant yapılırken en önemli kriter implantın kemikle kaynaşmasını engelleyecek sistemik bir rahatsızlığın bulunmaması ve implant yapılacak bölgede yeterli kemik desteğinin olmasıdır. Ancak sistemik yönden diyabet (şeker hastalığı) gibi iyileşmeyi engelleyecek bir hastalık, eğer ilaçlarla kontrol altında tutuluyorsa, implant uygulanması bir engel oluşturmamaktadır.

devamı

Protez yapılmadan önce ağızda cerrahi bir hazırlık gerekli midir?

Her hastada olmasa da bazı hastalarda protez öncesi cerrahi bir müdahale yapmak gerekli olabilir. Özellikle uzun zaman önce dişlerini kaybetmiş veya bire yaştaki hastalarda, ağızda protezin oturacağı kemik alan olmayabilir. Kimi zaman da eski protez ağızda vuruklara ya da birtakım doku düzensizliklerine sebep olabilir. Dolayısıyla bunlar düzeltilmeden sağlıklı bir ölçü alıp, uygun bir protez yapmak mümkün olmayacaktır.

devamı

Sürmemiş dişler her zaman çekilmeli midir?

Çene cerrahisinin ortak çalıştığı ana bilim dallarından biri de ortodonti (eğri dişlerin düzeltilmesi)’dir. Gömülü kalmış, yani sürememiş dişlere cerrahi olarak müdahale yapılıp bir telle bağlanarak, olması gereken yere zaman içinde sürdürülmektedir.

devamı

Üst çenedeki azı dişlerinden biri çekilmiş, yeri iyileşmiyor ve yenilen içilen gıdalar burundan geliyorsa ne yapılmalıdır?

Üst çenedeki azı dişlerinin kökleri sinüs denilen boşluğa çok yakın ve bu boşluğun içinden yer alıyor olabilirler. Çekim sonrasında sinüs ağız ortamına açılabilir. Bu hem koku yapabilir hem de iyileşmeyen bir yaraya sebep olabilir. Bu boşluğun kapatılması ve diş çekim yerinin iyileştirilmesi için derhal bir çene cerrahisi uzmanına başvurulması gerekir.

devamı

Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi

Ağız içinde oluşan yaraların sebepleri nelerdir?

Ağız içinde oluşan yaralar; ağız hijyeninin kötü olması, diş, dolgu, ve protezlerin tahrişleri, demir eksikliği, b12 vitamini eksikliği, güneşe fazla maruz kalma ve bazı ağız hastalıkları neden olmaktadır. Bu nedenle, ağız kanserlerinde erken tanının önemi büyüktür.

Günümüzde rutin ağız ve diş sağlığımız için diş hekimine gidildiğinde sadece diş ve diş etlerinin değil, aynı zamanda ağız içinin (damak, dil, yanak, ve dudak bölgeleri olarak) bir bütün olarak ele alınması, incelenmesi, kuşkuya neden olabilecek bir bulgu görüldüğünde gerekli müdahale ve yönlendirmelerin yapılması öncelik kazanmıştır.

Kapsamlı yapılacak rutin diş muayeneleriyle hedef; kansere dönüşme riski taşıyan ağız içi yaraların erken tedavi edilerek, zor bir sürecin yaşanmasının engellenmesi olmalıdır.

Diş hekiminizi seçerken konusunda uzman, diş sağlığınız kadar ağız içi kontrollerinizi de yapan bir hekim tercih etmeniz son derece önemlidir.

devamı

Ağız, diş ve çene radyolojisi nedir?

Tanı ve Tedavi Planlama Kliniği: teşhis ve tedavi planlamasının yapıldığı, hastalarımızı ilk olarak karşıladığımız kliniktir.

Hastanemize gelen hastalarımız şikâyetleri doğrultusunda tedavilerine başlamadan önce uzman diş hekimleri tarafından muayene edilirler. Eğer gerek görülürse radyografileri alınmak üzere radyoloji kliniğine yönlendirilirler.

devamı

Diş hekimliği radyolojisinde kullanılan x-ray (x ışınları) zararlı mıdır?

Bir panoramik radyografi çekimi sırasında alacağınız radyasyon miktarı 4 saat bilgisayar karşısında oturmak, güneşli bir günde dışarıda dolaşmakla alacağınız miktara eşittir.

Bazı radyografileri almak için giyilmesi gereken kurşun yelek diğer organ ve dokuların gereksiz X-Ray almasını engeller. Bu önlem, genel bir radyoloji kuralıdır.

devamı

Erken tanı nasıl yapılır?

Ağrısız ve lokal anesteziye gerek olmadan alınan doku örneği, beş iş gününde değerlendirilir ve hastanın takibindeki gerekli tedavi protokolü hazırlanır.

Zararsız görünen kırmızı ve beyaz noktalar, OralCDx® Fırça Biyopsisi ile test edilmelidir.

Doku örneği OralCDx® fırçası yardımıyla toplanır. Fırça, bölgede küçük bir kanama gözlenene dek dokunun üzerinde döndürülerek uygulanır.

devamı

Gebelerde dental tedaviler hangi dönemde yapılmalıdır?

Diş çürüklerinin tedavisi (dolgu uygulanması) şeklindeki kısa süreli dental uygulamalar gebeliğin her döneminde yapılabilir. Ancak daha uzun süreli işlemler (operasyon, diş çekimi) 14. haftadan sonra yapılmalıdır. Çünkü ilk trimesterde (gebeliğin ilk 3 ayı) bebeğin organlarının gelişimi söz konusudur. Son trimesterde (gebeliğin son 3 ayı) ise vena cava kompresyonu sendromuna bağlı olarak ana damarlar üzerine baskı olması sonucu hastada senkop gelişerek erken doğum gerçekleşebilir, çünkü bu dönemde uterus dış uyarılara karşı oldukça hassastır. Bu nedenle uzun süreli tüm dental işlemler 2. trimesterde (3-6. aylar arasında) daha güvenle uygulanabilmektedir.

devamı

Gebelerde diş çekimi yapılabilir mi?

Evet. Diğer tüm bireylerde olduğu gibi diş çekimi de hamilelikte güvenle yapılabilir. Diş çekimi dolguya göre daha invaziv bir işlem olduğundan genellikle 2. trimesterde yapılması önerilmektedir.

devamı

Gebelikte meydana gelen diş eti problemleri nasıl önlenir?

Bilindiği gibi, etkili ve yeterli plak kontrolü tüm bireyler için büyük önem taşımaktadır. Ancak gebelikte bu konuda çok daha dikkatli olunmalı ve ağız hijyeni işlemlerine ve maksimum plak kontrolüne özen gösterilmelidir. Doğru, etkili ve yeterli diş fırçalamanın yanı sıra diş ipi ve ara yüz fırçası kullanılarak sadece görülen yüzeylerin değil ara yüzlerde biriken plağın da uzaklaştırılması gerekmektedir. Ayrıca gebelik öncesinde periodontal değerlendirme ve tam ağız içi muayene yapılmalı ve belirlenen çürük, diş eti hastalığı mevcut ise kesinlikle tedavi edilmelidir.

devamı

Gebelikte meydana gelen diş eti problemleri nasıl tedavi edilir? Antibiyotik ve ağrı kesiciler kullanılabilir mi?

Gebelikte meydana gelen diş eti iltihabı, başlangıç periodontal tedavisi denilen ağız hijyeni eğitimi, diş taşı temizliği ve profesyonel cila işlemlerinin uygulanmasıyla birlikte kontrol altına alınabilmektedir. Bu söz konusu işlemler başlangıç halindeki diş eti iltihabının tedavisinde yeterli olacaktır. Ancak gecelik epulisi dediğimiz lokalize diş eti büyümesi varsa ve bu hastanın çiğneme veya yemek yeme fonksiyonlarını engelliyorsa cerrahi olarak uzaklaştırılması gerekmektedir. Bu işlemler hastanın ağrı duymaması için lokal anestezi uygulaması ile yapılır. Gebelikte de lokal anestezik maddeler güvenle kullanılabilmektedir. Ayrıca hastalara cerrahi işlemler sonrasında veya mevcut problemin tedavisine destek olmak amacıyla penisilin, sefalosporin ve eritromisin türevi antibiyotikler; parasetamol türevi ağrı kesiciler güvenle reçete edilebilir. Gebelikte tetrasiklin, siprofloksasin ve aminoglikozidler hem bebeğin dişlerinde hem de diğer organlarında harabiyete neden olabileceğinden kesinlikle tercih edilmez.

devamı

Gebelikte meydana gelen diş eti problemleri nelerdir?

Gebelikte hormon seviyeleri belirgin bir şekilde artmaktadır. Progesteron seviyesi mensturasyon siklusundaki seviyesinden 10 kat; östrojen seviyesi ise 30 kat daha yüksek seviyelerde seyretmektedir. Gebelikte gözlenen hormon seviyelerindeki bu değişime bağlı olarak diş eti problemlerinin oluşma riski de artmaktadır.

Bu dönemde ağzı hijyen eksikliğine bağlı olarak meydana gelen plan birikiminin ve buna bağlı gelişen diş eti iltihabının (gingivitislerin) gebelerde, gebe olmayan bireylere göre daha şiddetli seyrettiği görülmektedir. Yapılan çalışmalarda gebelikte diş eti iltihabı görülme sıklığının %50 ile %100 arasında değiştiği bildirilmiştir. Bu dönemde diş etlerinde fırçalama esnasında veya kendiliğinden kanama, renk değişikliği yani kızarıklık, şişlik, yumuşama ve hatta gebelik epulisi olarak adlandırılan lokal diş eti büyümeleri meydana gelebilmektedir.

devamı

Hamileyken radyografi çektirebilir miyim?

Diş hekimliğinde kullanılan radyografi cihazlarının yaydığı radyasyon miktarı çok düşük olup insan sağlığını tehdit edecek seviyede olmamasına karşın, özellikle hamileler veya hamilelik şüphesi olanlardan, acil tıbbi endikasyon ve doktor talebi dışında radyografi alınmaz.

devamı

Hangi görüntüleme yöntemlerini kullanıyoruz?

Panoramik Film: üst ve alt diş kavisleri ile komşu doku ve oluşumların tek bir film üzerinde görüntülendiği film çekim tekniğidir.

Tedavi planlamasında, verdiği genel görünüm ve detaylarla hekime bilgi sağlar. Sinusların incelenmesi için de kullanılır.

Periapikal Film: ağız içinden çekilen ilgili dişlerin birebir boyutta en yakın görüntüsünü veren küçük film çeşididir. İlgili diş grubu ve çene kemiğinin detay görüntüsünü verir.

Bite-Wing Filmi (Isırtma Radyografisi): Özellikle dişlerin komşu dişler ile aralarında oluşmuş çürüklerin tespiti için kullanılır.

El Bilek Radyografisi: Ortodontik tedavi planlamasında çocuk hastaların kemik yaşını tespit etmek için kullanılır.

Sefalometrik Film: Özellikle ortodontik tedavi planlamasında kullanılır, alt ve üst çeneler ile dişlerin kafa tabanı ve diğer oluşumlarla ilişkisini gösterir.

TME Filmi: Temporomandibular eklem (alt çene eklemi) hareketlerinin ve buna bağlı sorunların tespiti için kullanılır.

Oklüzal Film: dişlerin yatay yöndeki pozisyonlarının tespiti, çene kemiği suturlarının incelenmesi veya tükürük bezi ve kanallarının incelenmesi için kullanılır.

Dental Volumetrik Tomografi: Çene tümörleri, implant planlama, gömülü dişler, hava yolu ölçümü (uyku apnesi) için kullanılır. 2 boyutlu ve kesitsel olarak çene yüz bölgesinin analizini sağlar.

Radyoloji kliniğimizde hastalarımıza Uluslararası Radyasyondan Korunma Cemiyeti ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu standartlarına uygun korunma yöntemleri uygulanır.

Tüm radyografi cihazlarımız bu kurumlardan ruhsatlandırılmıştır ve rutin kontroller yapılmaktadır.

devamı

İyi bir muayene neden gereklidir?

Bu muayenede hastanın öncelikle sistemik hastalıklarının olup olmadığı, tıbbi öyküsünün ne olduğu ve geçirdiği rahatsızlıklar öğrenilir. Bu konu hastalarımız için çok önemlidir; sistemik hastalığı olan hastalarımızın tedavileri sırasında herhangi bir sağlık problemiyle karşılaşmamaları için ciddiye alınması gereken bir durumdur.

Tedavileri sırasında yapılacak uygulamalar ve kullanılacak ilaçların seçimi, hastalarımızın sağlığına uygun olarak bu muayenede alınan bilgiler doğrultusunda düzenlenir.

Hastalarımıza tedavi planının, çeşitliliği ile avantaj ve dezavantajları iyice anlatılır.

İyi bir muayene ve tedavi planı yapılmadan başlanan tedavilerin her zaman başarısızlıkla sonuçlanacağı ve uzun ömürlü olmayacağı unutulmamalıdır. Bu aynı zamanda sağlık ve zaman kaybına, ekonomik kayıplara sebep olacaktır.

Hastanemizde teşhis için gerekli en ileri teknoloji kullanılarak hastalarımızın radyografik değerlendirmeleri ve ağız içi muayeneleri yapılmaktadır. Bu değerlendirmeler sonucu hastalarımızın tedavi planları oluşturulur.

devamı

Muayene olurken ve radyografi çektirirken nelere dikkat edilmelidir?

Muayene sırasında;

Sorulan sorular doğru bir şekilde yanıtlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki, eksik verilen bilgiler hastanın sağlığını ve tedavisini zora sokacaktır.

Radyoloji kliniğinde;

Film çekimi öncesi baş ve boyun bölgesindeki tüm metal takılar (gözlük, işitme cihazı, toka, küpe, kolye, hızma, piercing gibi) çıkarılır. Varsa ağızda takıp çıkartılabilen (hareketli) tüm protezler çıkartılır. devamı

Özel bakım ihtiyacı olan hastalara kombine koruyucu programlar nelerdir?

Radyoterapi ve/veya Kemoterapi öncesi, sırasında ve sonrasında Fokal enfeksiyon riski olan hasta grupları Organ transplantasyonu öncesi, sırasında ve sonrasında Kronik ürtiker, üveit gibi kronik iltihabi hastalarda Açık kalp ameliyatı ve/veya by-pass öncesi, sırasında ve sonrasında Nedeni belli olmayan yüksek ateş/sedimantasyon Gebelik öncesi ve sırasında

Muayene ile hastanın değerlendirilmesi sonucunda gerekli testler ve hastaya özgü uygulanması gereken yöntemler:

Hastanın var olan çürük yaygınlık şiddetinin saptanması Radyografi ile tüm ağzın değerlendirilmesi Çürük risk profilinin belirlenmesi Tükürükte S.Mutans ve Laktobasil sayımı Tükürükte Kandida incelenmesi Tükürük akış hız ve tamponlama kapasitesinin saptanması Kombine koruyucu programın oluşturulması Sitopatolojik inceleme Ağız hastalıkları yönünden değerlendirilmesi/tedavisi devamı

Radyografi alınabilir mi?

Gebelikte de normal bireylerde olduğu gibi radyografi alınabilmektedir. Ancak, klinik pratikte zorunlu olmadıkça radyografi alınması tercih edilmemektedir.

devamı

Tedavi edilmeyen diş eti hastalıkları gebelikte ne gibi problemler yaratabilir?

Tedavi edilmeyen periodontal hastalıkların gebe bireylerde ciddi bir erken doğum riski oluşturduğu (37 haftadan önce doğumun gerçekleşebileceği) ve düşük doğum ağırlığında bebeklerin (2.5 kg’den az) dünyaya gelebilme riskinin bulunduğu ortaya konmuştur. Periodontal hastalığa sahip gebelerde periodontal açıdan sağlıklı bireylere nazaran düşün doğum ağırlıklı bebeklerin dünyaya gelme riski 7.5 kat daha fazladır. Yine periodontal açıdan sağlıklı bireylere nazaran periodontitisli hamilelerde 5 kat daha fazla 35 haftadan önce ve 7 kat daha fazla 32 haftadan önce erken doğum riski olduğu bildirilmiştir.

devamı

Çocuk Diş Hekimliği

Endodonti

Endodonti nedir?

Dişin iç kısmında, diş dokularının beslenmesinde ve korunmasında önemli olan sinirler (pulpa dokusu) vardır. Pulpa dişin kuron kısmından başlayıp kök ucuna kadar ilerler. İşte bu dokulardan kaynaklanan hastalıkların tedavisiyle ilgilenen bilim dalı, “edodonti”dir.

Yakın geçmişimize kadar iltihaplanan dişin, vücudun diğer bölgelerine giderek zarar vereceğine inanılırdı ve bu nedenle de dişlerin çekilmesi öngörülürdü. Tedavi yöntemlerinin temelinde çok büyük değişiklikler olmamasına rağmen; görüntüleme (röntgen) cihazlarındaki hızlı ilerleme, kanal içinde kullanılan aletlerin hızla ilerleyen teknolojiyle beraber daha da gelişmesi; bu dişlerin tedavi edilebilmesine olanak tanımıştır.

devamı

Kanal tedavisi görmüş dişler renk değiştirir mi ve dişlerdeki renk değişikliği giderilebilir mi?

Travma veya kanal tedavisinin bir sonucu olarak dişler kahverengi, pembe veya gri renk alabilirler.

Renk bozukluğunun nedeni travma ise dişe önce kanal tedavisi yapılır; daha sonra beyazlatma işlemi uygulanır. Renk değişikliği kanal tedavisinden sonra ortaya çıkmışsa diş, röntgen çekilerek incelenir. Eğer kanal tedavisinde sorun yoksa beyazlatma yapılır, aksi takdirde önce kanal tedavisi yenilenir ve daha sonra beyazlatma yapılır.

devamı

Kanal tedavisi yapılacak dişlerde hangi belirtiler oluşur?

Dişte renk değişikliği, soğuk veya sıcağa karşı aşırı derecede duyarlılık, kendiliğinden özellikle gece başlayan ağrı ve yüzde apse nedeniyle oluşan şişlik, pulpa dokusunda bir problem olduğunu gösteren klinik belirtilerdir.

devamı

Kanal tedavisi yapılan bir dişte nelere dikkat edilmelidir?

Tedavi tamamlandıktan sonra dişin üst dolgusu tamamlanana kadar, o dişin üzerinde çiğneme yapılmamasına önemle dikkat edilmelidir. Dolgu tamamlandıktan sonra bu diş de ağızdaki diğer dişler gibi çiğneme işlemine katılacaktır. Diş hekiminiz bu süre zarfında dişinizin kırılmaması için çiğneyici yüzden ???ölleme yaparak dişe aşırı yük gelmesini önleyebilir. Bu dişler çoğunlukla ağızdaki diğer dişler kadar uzun süre sağlıklı bir şekilde fonksiyon görebilmektedir.

Kanal tedavisi sonrası dişe gelebilecek yeni bir darbe, üst dolgusunun kırılması veya derin bir kırık ya da çatlak oluşması sonrası dişte yeniden enfeksiyon gelişebilir. Bu durumda eğer tedavi yenilenebilecekse, diş hekimi tarafından kanal tedavisi tekrarlanarak diş daha uzun süre ağızda tutulmaya çalışılır.

devamı

Kanal tedavisinin faydaları nelerdir?

Pulpa dokusunda oluşan iltihap nedeniyle çok şiddetli ağrılar veya kök ucunda lezyonlar gelişebilir ve bu durum dişlerin kaybedilmesine neden olabilir. Kanal tedavisi bu dişlerin ağızda tutularak, uzun yıllar ağızda çiğneme ve estetik bakımdan fonksiyon görmesini sağlar. Tedavi olarak kolay uygulanabilmesi ve hastaya çok büyük rahatsızlıklar vermeden gerçekleştirilebilmesi nedeniyle çoğunlukla tercih edilen bir yöntemdir.

Tedavi edilmeyen dişin kaybı sonrasında ihtiyaç duyulabilecek köprü veya implant tedavisine göre, çok daha ekonomik bir tedavi yöntemi olması büyük bir avantajdır. Bu nedenle tedavi şansı denenmeden bir dişin çekiminin düşünülmesi çok büyük bir hata olacaktır.

Kanal tedavisi ülkemizde ve dünyada bütün diş hekimleri tarafından uygulanabilen bir tedavidir. Bu konuda “Lisansüstü Eğitim” yapmış kişilere “endodontist” denir. Serbest diş hekimleri endodontistlerle işbirliği içinde çalışırlar ve gerekli gördüklerinde yardım isteyerek hastalarını en iyi şekilde tedavi görmelerini sağlarlar.

devamı

Pulpa dokusu nasıl iltihaplanır ve tedavi edilir?

Dişlerde bulunan tedavi edilmemiş derin dentin çürükleri ve dişlere gelen şiddetli darbeler nedeniyle dişin pulpa dokusu iltihaplanabilir. Bu iltihaplanma sonrasında dişte kendiliğinden başlayan çok şiddetli ağrılar olabildiği gibi, bu etkenler nedeniyle pulpa dokusu canlılığını da yitirebilir. Her iki durumda da dişin tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu tür durumlarda “kanal tedavisi” uygulanır. Bu tedavinin amacı, iltihaplanan pulpa dokusunun uzaklaştırılmasından sonra, orada kalan boşluğun (pulpa boşluğu), doku dostu maddelerle doldurulmasıdır. “Kanal tedavisi” lokal anestezi altında yapılan ve başarı yüzdesi yüzde 90’ların üstünde bulunan bir tedavi yöntemidir. Tedavi edilen dişler, üst dolguları da yapıldıktan sonra ağızda uzun yıllar fonksiyon görebilirler.

Tedavi sırasında belirli aşamalarda radyografi alınarak, dişin kök ucuna kadar ulaşabildiğinden emin olunur ve kök kanalı, kök ucuna kadar doldurularak tedavi tamamlanır.

devamı

Tedavi sırasında veya sonrasında ağrı duyulur mu?

Kanal tedavisi lokal anestezi altında yapılan ağrısız bir tedavidir. Bu nedenle tedavi sırasında herhangi bir ağrı duyulmaz; ancak bazı durumlarda tedavi sonrası “akut alevlenme” adı verilen bir tablo ortaya çıkar. Bu tablonun oluşma sıklığı yok denecek kadar azdır. Buna rağmen hastaya tedavi öncesinde böyle bir durumun oluşabileceği bilgisi verilir. Tedavi tamamlandıktan sonra anestezinin etkisi geçtiğinde çok hafif bir ağrı hissedilir. Ancak bu da çok kısa sürede yol olacaktır. Gerekirse ağrı dindirici ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca dişin üzerine çiğneme yapıldığında hafif ağrı duyulabilir. Bu durum da kısa süre içinde kaybolacaktır.

devamı

Oral İmplantoloji

Ortodonti

Ameliyat sonrası ortodontik muayene sıklığı nedir?

Bebekler ameliyat öncesinde ve sonrasında, mutlaka kendilerini takip eden ortodontistlerine kontrole gelmelidirler. Süt dişleri sürerken yıllık kontroller devam eder. Süt dişlerinin sürer sürmez fırçalanması ve temizlenmesi, çürüklerin önlenmesi açısından büyük önem taşır. İlk daimi dişler çıktıktan sonra (ortalama altı-yedi yaş) ilave ortodontik tedavilere ihtiyaç duyabilir. Yarık hattında diş eksikliği ve özellikle üst çenenin iskeletsel gelişim yetersizliği gibi problemler nedeniyle ortodontik tedavi gerekebilir. Dolayısıyla diş kontrolleri aksatılmamalıdır.

devamı

Bebeğin ağzının ve aygıtın temizliği nasıl yapılmalıdır?

Bebeğin ağzının ve aygıtın temizliği çok önemlidir. Şekillendirme aygıtı tüm gün (gündüz ve gece) bebeğin ağzında kalmaktadır. Beslenme bitiminde aygıt bebeğin ağzından çıkartılır, hem aygıt hem de ağız temizlenmelidir. Daha sonra aygıt yeniden bebeğin ağzına yerleştirilir.
Ağız temizliği: kulak temizleme çubukları veya temiz bir gazlı bez, ılık suyla ıslatılır. Bebeğin dudak ve damağındaki beslenme artıkları ile burundan gelen akıntılar temizlenir.
Aygıtın temizliği: Aygıtın iç ve dış yüzeyi akan suyun altında küçük boy diş fırçası ve diş macunu kullanılarak temizlenir.
Plak, kaynar suyla yıkanıp kaynatılmaz!
Plak, çamaşır suyuyla temizlenmez!
Plak temizlenmezse bebeğin ağzındaki mikroplarda artış olur ve pamukçuk enfeksiyonu gelişebilir! Plağı ağızda sabitlemek amacıyla yanak kısımlara bantlar uygulanmaktadır.
Herhangi bir alerjik durumda veya kızarmada bantları her seferinde farklı bölgelere yapıştırmanız gerekmektedir. İleri durumlarda çocuk doktorunuzla bağlantıya geçmeniz gerekir.

 

  devamı

Bebeklerin dudak ve damak ameliyatları ne zaman yapılır?

Doğumdan hemen sonra plastik cerrahla tanışan bebekler, bebeklik döneminde genelde iki ya da üç ameliyat geçirebilirler. Dudağın tamiri için ilk ameliyat üçüncü ve dördüncü aylardan sonra yapılırken, damak ameliyatı bir yaşını doldurmadan yapılmaktadır.

devamı

Dudak damak yarıklı bebeğiniz doğduğunda ne yapmalısınız?

Dudak damak yarığıyla doğan bir bebek ilk olarak en yakın zamanda plastik cerrahın kontrolüne girmelidir. Plastik cerrahın uygun gördüğü durumlarda beslenme aygıtı veya damak ve burun yapılarını şekillendirmek üzere aygıt yapılması için en kısa sürede (doğumun ardından ilk bir-iki hafta içinde) ortodonti kliniğine gelmelidir. Beslenmesinde problem varsa beslenme uzmanı tarafından görülmelidir. Ayrıca işitmesinin kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.

devamı

Dudak-damak yarığı olan bebekler nasıl beslenmelidir?

Dudak-damak yarıklı hastalarda beslenme çok önemlidir. Çocuk, hem normal gelişimini tamamlamalı hem de ameliyatlara hazırlanmalıdır. Bebekler dik bir konuma getirilerek, özel biberonla beslenmelidir. Bu sayede akciğerlere besin kaçışı da önlenmeye çalışılır. Bu bebekler için özel biberonlar mevcuttur. Bu biberonların ağız kısmı delinerek genişletilmemelidir. Biberonun iç kapağı biberon içinde bırakılmalıdır. İç kapak kontrollü süt akışını sağlar. Emzik başındaki çizgiler ile süt akış hızı ayarlanabilir. Beslenme esnasında aceleci davranılmamalıdır. Anne, sütünü sağıp biberonla verebilir. Mama için gerekli tavsiyeler çocuk doktorundan alınmalıdır. Bu bebeklerin kasları daha zayıf olduğu için beslenme de daha uzun sürmektedir. Bebeğin sık sık ve uzun süre, sabırla beslenmesi gerekmektedir. Dudak-damak yarıklı bebekler beslenme esnasında daha fazla hava yutmaktadırlar. Bu yüzden beslenme sonrası gazları çıkarılmalıdır. Beslenmesinde zorluk çekilen ya da kilo almayan bebeklerin beslenme uzmanına veya çocuk doktoruna başvurmaları gerekmektedir. devamı

Dudak-damak yarıklı bebeklerin tedavisiyle hangi doktorlar ilgilenir?

Plastik cerrah, çocuk doktoru, beslenme uzmanı, ortodontist, kulak burun boğaz uzmanı, çocuk diş hekimi (pedodondist), konuşma terapisti, psikolog ve anestezi uzmanı. Sıraladığımız uzmanlar çocuğunuzu bebeklikten erişkinliğe dek uygun zamanlarda takip edeceklerdir.

devamı

Erken tedaviyle sağlanabilecek avantajlar

Çene büyümesine ve çene yapılarının üzerlerinde yer alan daimi dişlerin daha düzgün konumlanmalarına rehberlik edilir. Dişlere ve çevre dokulara zarar verebilecek kötü alışkanlıkların önüne geçilir. Üst solunum yollarına ait yapı ve fonksiyon bozukluklarının, ilgili tıp dallarıyla koordinasyon içinde çalışarak tedavisi yapılır. Özellikle üst ön dişlerin ileride konumlanmasından dolayı meydana gelebilecek kırılma olasılıklarının önüne geçilir. Hastanın fiziksel görünümünü iyileştirerek, sosyal yönden özgüveninin artırılması sağlanır.


Çocuğunuz yedi yaşını geçmiş olsa bile, ortodontik muayenesinin yapılması çok önemlidir. Çoğu aktif ortodontik tedavi 9-14 yaşları arasında başlamaktadır. Bununla birlikte yetişkinlerin de ortodontik tedaviden faydalanabileceği unutulmamalıdır. Her ne kadar braketler ve teller düşünüldüğünde ilk akla gelen çocuklar olsa da, bugün çok sayıda yetişkin hem estetik hem de fonksiyonel problemlerine çözüm bulabilmek için ortodontik tedaviye başvurmaktadır. Günümüz teknolojisi sayesinde daha az görünen ve daha rahat kullanılabilen braketler tedaviyi eskiye oranla daha çekici yapmaktadır. Sağlıklı dişler, kemik ve diş etleri hemen her yaşta tedaviye olumlu cevap vermektedir.

devamı

İlk ortodonti randevusu nasıl alınır? Bu randevuda aileler yanlarında neler bulundurmalıdırlar?

Yeditepe Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı Sekreterliği (0216 468 08 08 – 6265 veya 6346) aranarak randevu alınır. Bebekler tedaviye salı günü kabul edilmektedir.
Çocuk doktorundan, bebeğin genel sağlığının iyi olduğunu belgeleyen rapor getirilmediğinde, bebeklere herhangi bir işlem yapılamamaktadır.
Bebek muayene edilir ve kayıtları alınır.
Şekillendirme plağının yapılabilmesi için anestezi uzmanı ve ebeveyn eşliğinden ağız ve burun ölçüsü alınır.
Aygıt yapımı için ortalama iki-üç saat gerekmektedir.
Bu esnada, hastanemizde beklemeyi tercih eden ailelerin, bebekleri için; biberon, anne sütü, mama, bez gibi bebek için gerekli malzemeleri yanlarında getirmeleri rica edilmektedir.
Plak, bebeğin ağzından kontrol edilir, aygıt kullanımı ve beslenme eğitimi verilip bir hafta sonraki kontrol randevusuna çağrılır.
Ortodontist aksini söylemedikçe, şekillendirme aygıtı kullanan bebekler ilk ameliyatlarına kadar her hafta kontrole gelmelidirler.
Haftalık kontrollerde de kliniğimizin yoğunluğunu nedeniyle hastalarımızı bekletmemiz gerekebilir.
Bu nedenle ailelerin her hafta bebeklerinin ihtiyaçlarını yanlarında getirmeleri rica edilmektedir.

devamı

Ortodonti kliniğinde dudak damak yarıklı bebeklere nasıl bir tedavi uygulanır?

Ortodonti kliniğinde bebeklere iki tip aygıt uygulanır:
Beslenme aygıtı
sadece damağında geniş yarık bulunan ve beslenme sorunu yaşayan bebeklerin beslenmesini kolaylaştırmak amacıyla yapılan aygıttır. Bu aygıt sadece beslenme esnasında takılır. Beslenme bitiminde bebeğin ağzından çıkarılıp gerekli bakımı yapıldıktan sonra (bknz. aygıt bakımı: 6. soru) doktorun verdiği saklama kabında saklanır. “Bebek, plaksız beslenemez” ifadesi yanlış bir inanıştır. Özellikle sadece damağında küçük yarık bulunan bebekler, aygıt olmadan da beslenebilirler. Beslenebilen bebeklerde ortodondistin bir müdahalesi gerekmemektedir. Ancak bebekler yıllık kontrollerle ortodontist ve plastik cerrah tarafından izlenir.

Şekillendirme aygıtı
dudak ve damağında yarık bulunan ve damak ile burnun şekillendirilmesi gereken bebeklere uygulanan aygıt.

Şekillendirme aygıtı hangi bebeklere uygulanır?
Plastik cerrahın ve ortodontistin uygun gördüğü ve genel sağlık durumu iyi olan (özellikle nefes almasında ve kalbinde herhangi bir problem olmamalıdır) dudak-damak yarıklı bebeklere uygulanır.

devamı

Ortodontik tedavi sırasında ağız-diş bakımı ve dikkat edilecek konular nelerdir?

Aşağıda sıralanan önlemler tedavi sırasında çürük oluşumunu önlemeye yardımcı olup, kullanılan apareylerin zarar görmesine engel olur.

Her yemekten sonra dişler ortodontistinizin tarif ettiği şekilde fırçalanmalıdır. Diş araları, ara yüz fırçaları ve diş ipleri kullanılarak günde en az bir defa temizlenmelidir. Çürük ve diş etlerinin kontrolü için düzenli olarak diş hekimine gidilmelidir. Ortodontik tedavi boyunca randevulara aksatılmadan gidilmelidir. Tedavi için gerekli olan apareyler tarif edildiği şekil ve sürede düzenli olarak takılmalıdır. Apareylerin bozulma, kırılma veya çıkmasına sebep olabilecek yapışkan gıdalar (şeker, sakız, karamel gibi) tüketilmemelidir. Sert yiyeceklerden (çerez, havuç, kızarmış ekmek gibi) mümkün olduğunca uzak durulmalı, yiyecekler küçük lokmalar halinde yenmeli ve ön dişlerle ısırma hareketi yapmaktan kaçınılmalıdır. İçinde çekirdeği olan meyveler ise, çekirdekleri çıkartılarak yenmelidir. Apareye alışma süreci yaklaşık 7-10 gündür. Bazen dişlerde ağrı ve hassasiyet olabilirken, ağız dokularında da yaralanmalar görülebilir. Böyle durumlarla karşılaşıldığında, ortodontistinizin verdiği öneriler doğrultusunda hareket etmeli, devamı halinde ise doktorunuzla iletişim kurulmalıdır.

ORTODONTİK TEDAVİNİZİ, KESİNLİKLE BİR ORTODONTİ UZMANINA YAPTIRINIZ.

devamı

Ortodontik tedaviye başlama zamanı ve yaşı

Çocuğunuzun ilk ortodontik kontrolü yedi yaşından geç olmamalıdır. Bu yaşta dişler düzgün sıralanmış görünse de gizli bir kapanış problemi söz konusu olabilir. Bu problemlere işaret eden bazı ipuçları bulunmaktadır:

Dengeli olmayan yüz ve çene yapısı Ağızdan solunum Fonksiyonda (çiğneme, konuşma gibi) ve kapanışta zorlanma Parmak emme, tırnak yeme, yanak ve dudak ısırma gibi kötü alışkanlıkların bulunması Aşırı ileride veya geride konumlanmış çene yapıları Önden konumlanmış dişler Alt ve üst çenedeki dişlerin temas etmemesi veya normal olmayan bir şekilde kapanması Süt dişlerinin erken ya da geç kayıpları Çapraşık, yanlış yerde konumlanmış veya sürmemiş dişlerin varlığı

Dişlerin arka tarafına yerleştirilen apareyler ve teller sayesinde, fark edilmeden dişlerinizdeki çapraşıklık giderilebilmektedir. Yetişkinlere uygulanabildiği gibi estetik kaygı taşıyan okul çağındaki gençlere de tavsiye edilmektedir.

Diş teli kullanmak istemeyen hastalar ise kişiye özel üretilen şeffaf plaklarla ortodontik tedavi görebilirler. Bu şeffaf plakları yemekler haricinde düzenli olarak kullanmaları yeterlidir.

Eğer bu yaşta bir problem saptanırsa, ortodontistiniz tedaviye başlamak için en uygun zaman konusunda sizi yönlendirecektir.

Bu dönemde teşhis edilen problemlerin erken tedavisi sonucu, mevcut anormali ya tamamen ortadan kaldırılabilir ya da ileri yaşlarda yapılacak ikinci faz ortodontik tedavinin, daha kolay ve kısa sürede tamamlanmasına yardımcı olunur.

devamı

Yarık dudak ve damağın sebebi nedir?

Dudak ve damak, ana rahminde başlangıçta zaten yarıktır. Altıncı ve onuncu haftalarda bu yarık normal olarak birleşir ve çocuk normal hale gelir. İşte bu birleşme olmayınca dudak ve damak yarıkları oluşur. Bu dönemde rutin gebelik takipleri ve ultrasonla bu deformiteler tanınır. Çoğunlukla kesin sebep bulunamaz; ancak hamilelik sırasında alınan ilaçlar, röntgen ışını, stres, travma veya geçirilen bazı virütik hastalıklar, bazı vitaminlerin eksikliği veya fazlalığı neden olarak sayılabilir. Ayrıca hastalığın kalıtımla da geçme olasılığı vardır. Dudak damak yarıkları 700-1000 doğumda bir görülür.

devamı

Periodontoloji

Diş eti hastalığının başka nedenleri olabilir mi?

Bilindiği gibi en önemli etken mikrobiyal dental plaktır; ancak sistemik, çevresel ve kalıtsal bazı faktörler de hastalığın gelişimi için risk faktörüdür.

devamı

Diş eti hastalıkları ile sistemik hastalıklar arasında bir ilişki var mı?

Periodontal hastalıklar, kalp ve akciğer hastalıkları, diyabet ve erken doğum/düşük doğum ağırlığı gelişiminde önemli bir risk faktörüdür.

Kalp hastalıkları ve periodontal hastalıkların gelişim mekanizmaları benzer olup her iki hastalık da ileri yaşlarda, erkeklerde, sosyo-kültürel düzeyi düşük, sigara içen yüksek tansiyonu olan, stresli bireylerde daha sık ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmalarda oral enfeksiyona sahip kişilerde, enfeksiyonun görülmediği bireylere kıyasla yüzde 25 daha fazla kalp krizine rastlandığı belirtilmiştir. Periodontal hastalığa neden olan mikroorganizmalar ve salgıladıkları zararlı maddeler diyabette önemli rol oynarlar. Kontrol altında olmayan diyabet hastalarında aynı ağız hijyen seviyesine sahip kontrollü diyabet hastalarına göre daha fazla periodontal hastalık geliştiği bilimsel çalışmalarla saptanmıştır. Periodontal tedaviyle kan şekerinin, yani diyabetin kontrolü de kolaylaşır.

Periodontal hastalıkta etkili olan mikroorganizmaların solunması veya bu mikroorganizmaların solunum yollarında toplanması, akciğer hastalıklarının gelişmesine yol açar. Periodontal hastalıkta etkili olan mikroorganizmalar ve salgıladıkları zararlı maddeler, fetüs-plasenta ünitesi için bir tehdit oluşturur. Annenin yaşının küçük olması (18 yaş altı), ilaç, alkol ve sigara kullanımı, stres, genetik, genitoüriner sistem enfeksiyonları ve periodontal hastalık, erken doğum/düşük doğum ağırlığı gelişimindeki risk faktörleridir.

devamı

Diş eti hastalıkları nasıl teşhis edilir?

Bu hastalıklar genellikle kronik seyreden hastalıklardır. Hastalık var olmasına rağmen bir süre hiç fark edilmeyebilir. Diş etleri kanıyorsa ve büyümüşse, diş taşları varsa, kimi zaman diş etleri çekilmiş ve dişler uzamışsa, bazı dişler yer değiştirmiş ve araları açılmışsa, diğer dişler sallanıyorsa, ağızda kötü bir tat ve koku varsa mutlaka bir diş eti hastalıkları uzmanına gidilmelidir.

devamı

Diş eti hastalıkları nelerdir, belirtileri nasıl anlaşılır?

Diş eti hastalıkları, basit bir dişeti iltihabından (gingivitis) çene kemiklerinin eridiği, dişlerin sallanarak kaybedildiği şiddetli enfeksiyonlara (periodontisis) kadar geniş bir alanı kapsar. Hastalıklarla birlikte diş etleri şişer, kızarır, kanar, çekilir, diş boyları uzar, ağız kokusu meydana gelir, dişler yer değiştirir, araları açılır ve sonunda dişler kaybedilir. Diş eti hastalığının en önemli belirtilerinden biri olan ve hasta tarafından kolaylıkla fark edilebilen diş eti kanaması, diş fırçalarken, sert gıdalar yerken, kimi zaman da kendiliğinden meydana gelir.

devamı

İlaç kullanımı diş eti hastalığıyla sonuçlanır mı?

Çeşitli sistemik hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılan ilaçlar, diş etlerinde büyümeyle sonuçlanabilir.

Bu ilaçlar epilepsi tedavisinde kullanılan antikolvulsan phenytoin, organ-doku nakli sonrasında kullanılan immunosupresif Cyclosporin A ve kalp hastalıkları ile hipertansiyon tedavisinde kullanılan kalsiyum kanal blokerlerinde Nifedipine, Diltizem ve Verapamildir ilaç kullanımına bağlı gelişen diş eti büyümeleri özellikle ön bölgelerde ve restorasyonların çevresinde daha sık görülür. Phenytoin ve kalsiyum kanal blokerleri sıkı kıvamlı, soluk pembe renkli ve kanamayan diş eti büyümelerine neden olur. Cyclosporin A’ya bağlı diş eti büyümelerinin yüzeyi pürtüklüdür ve kanamaya eğimlidir.

devamı

Mikrobiyal dental plağın görüntüsü nasıldır?

Mikrobiyal dental plak, diş ile aynı renkte olduğu için gözle tespit edilmesi oldukça güçtür. Plağın yapısı yumuşaktır, diş fırçası ve diş ipi kullanımıyla diş yüzeyinden kolayca uzaklaşabilir. Bu plan temizlenmezse birkaç gün içerisinde kireçleşip sertleşir ve “diş taşı” oluşur. Diş taşının pürüzlü yapısı, plağın daha hızlı ve fazla birikmesine neden olur. Böylece iltihap daha çabuk ilerler.

devamı

Sigara kullanımı diş eti hastalığı için risk faktörü sayılabilir mi?

Sigaranın periodontal hastalıklardaki kemik kaybının artışında bir risk faktörü olduğu ve periodontal tedavilere karşı doku cevabını azalttığı bilinmektedir. Günde 10 adetten fazla sigara içen hastalarda, diş eti hastalıkları tedavisinin başarı oranının düştüğü bildirilmiştir. Bu durum, sigaranın damarlanma üzerindeki etkisine, savunma hücrelerinin fonksiyonunu bozmasına, kollagen sentezini etkilemesine ve iltihabi cevabı değiştirmesine bağlanmaktadır.

Periodontal operasyonlar, sadece diş etlerini veya dişleri çevreleyen tüm dokuları ilgilendirebilir. Hastalık sadece diş etlerini ilgilendiriyorsa, büyümüş diş etleri kesilerek ağız ortamından uzaklaştırılır, derin dokulara ilerlediğinde ve kemik erimesi oluştuğunda ise farklı bir operasyon uygulanır. Diş eti kaldırılır, iltihaplı dokular temizlenir, kemik düzeltilir veya yeni kemik oluşturmak üzere çeşitli biyomateryaller uygulanır. Daha sonra diş eti kemiği örtecek şekilde yerleştirilip dikilir ve doku iyileşmeye bırakılır. Bir ya da iki haftadan sonra dikişler alınır. Operasyondan sonra üç-altı ay aralarla kontroller gereklidir. Yapılan tedaviyle iltihabın ortadan kalkması, hastalığın ilerlemesinin durması, hastanın kendi kendine etkin temizlik yapacağı bir ağız ortamının oluşması, biyomateryal kullanımında ise hastalık sonucu yıkıma uğrayan dokuların yeniden yapılanması sağlanır. Tüm bunların sonucunda kişiler doğal dişlerini ağızlarında uzun yıllar fonksiyon görecek şekilde tutarlar.

devamı

Tedavi sonucunda neler elde edilir?

Tedavi sonrasında dişler temiz, diş eti açık pembe renkli, sert kıvamlı ve kanamasızdır. Eğer hastalığa bağlı çok ileri kemik yıkımı oluşmuş ise operasyon sonrasında dişlerin boyları uzayabilir. Ancak dişleri destekleyen dokular sağlıklıdır. Bugün elimizdeki teknik imkanlar periodontal problemlerin hemen hepsini çözebilecek düzeydedir. Ancak diş çevresinde kalan kemik miktarı tedavi seviyesindeyse, diş çekimi de tedavi planına dahil edilir.

Periodontal cerrahinin başarısı pek çok faktöre bağlıdır. Periodontal cerrahinin başarısını azaltan, hastaya ait bazı sebepler vardır. Bunlara örnek olarak; diyabet, aşırı alkol tüketimi, sigara, bazı ruhsal bozukluklar, kan hastalıkları bağışıklık sistemi bozuklukları, kortizon kullanımı ve radyasyon tedavisi verilebilir. Her hastada diş etinin ve kemiğin iyileşme kapasitesi farklıdır. Ayrıca operasyon sonrası yara bölgesine uygulanacak özenli ve titiz bakım, diş fırçalama ve arayüz temizliği tedavinin başarısı için kritik öneme sahiptir.

devamı

Tedavi süresi nedir?

Hastalığın şiddet derecesine göre üç hasta ile altı ay arasında değişebilir. Tedaviden sonra düzenli olarak 3-6 ay arayla hekim tarafından kontrollerin yapılması gerekir.

devamı

Protetik Diş Tedavisi

Aşırı harap olmuş dişleri kurtarmak mümkün mü?

Porselen kuron yapılmadan önce post-core adı verilen tedavi seçeneği ile aşırı harap olmuş dişlerin kök kanalından destek alınarak mevcut dişin güçlendirilmesi yapılabilir. Bu, kullanılan postun çeşidine göre bazen tek seansta bazen birkaç seansta tamamlanan bir işlemdir.

devamı

Bir dişe tek başına kuronlama yapılabilir mi?

Aşırı harap olmuş veya estetik olarak kabul edilemez durumda olan dişin tek başına çeşitli materyallerle kuronlanarak tedavisi yapılabilir.

devamı

Birkaç diş eksikliğinde tedavi seçenekleri nelerdir?

Bir veya birkaç diş eksikliğinde implant ve köprü tedavisi alternatiflerimiz vardır.

Köprü: Bir veya birkaç dişin eksikliğinde kişide estetik, fonetik ve fonksiyon kaybını karşılamak amacı ile eksik dişlere gelecek yükü taşıyacak sayıda komşu dayanak dişlerden destek alınarak diş eksikliğinin kapatılması için uygulanır. Vakanın durumuna göre materyaller ve köprü tipleri arasında seçim yapılır.


İmplant-üstü kuron ve köprüler: Bir, birkaç veya tüm diş eksikliklerinde çene kemiğine cerrahlar tarafından yerleştirilen kök formundaki titanyum vidalar kemikle bütünleştikten sonra (yaklaşık 2-6 ay) yapılan sabit (yapıştırma) protezlerdir. Bu restorasyonlar vakanın durumuna göre metal, metal-porselen, zirkonyum-porselen veya sadece porselen üretilebilirler.

devamı

ÇENE EKLEMİ (TME) VE YÜZ AĞRILARI MERKEZİ

Çene eklemi rahatsızlıkları
Ağız-yüz ağrıları meydana getiren hastalıkları kapsamına alır. Genel olarak bu hastalıklar iki ana grup altında toplanır. KASSAL TME (sadece kaslardan menşeini alan ağrılar) ve SADECE ÇENE EKLEMİNDEN MENŞEİNİ ALAN TME.

TME belirtileri
TME belirtileri, kulağın ön bölgesinde çene eklemi, yüz ve boyun kaslarında, şakaklarda olan ağrılar olarak belirlenebilir. Ağrılar aniden veya yavaş yavaş oluşabilir. Zamanla çok şiddetli olabilecek ağrılar nevraljik ağrılar gibi olabilmektedir. Ağrı, belirtilerin dışında çene ekleminden gelen değişik sesler, çene kitlenmesi, alt çenenin tek tarafa doğru kayarak açılması ve çiğneme fonksiyonunda meydana gelen zorluklar da sıklıkla görülür.

Kaslarla ilgili ağrılar ve diğer rahatsızlıklar genellikle çenenin fazla çalışmasından doğan yorgunluktan dolayı olup, baş-boyun bölgelerinde ağrılara neden olabilmekte ve baş ağrısı şekline dönüşebilmektedir.

Çene eklemiyle ilgili ağrılar genellikle çene eklemi içindeki sert ve yumuşak dokuların değişikliğinden kaynaklanır. Çene ekleminin kapsülünde veya içini kaplayan dokunun irritasyonundan diskin eklem yuvasının içinde yer değiştirmesinden ve çene eklemi sert dokusunun (kemiğin) dejenerasyonundan ileri gelmektedir.

Çene eklemi rahatsızlıklarının belirtileri

Baş ağrısı Kulak ağrısı Çene eklemi ağrısı Boyun ağrısı Çene eklemi sesleri Kısıtlı ağız açıklığı Alt çene deviasyonu

Yapılan araştırmalar sonucunda, toplumun yüzde 60’ında yukarıdaki belirtilerden birinin görüldüğü saptanmıştır.

Çene eklemi rahatsızlıklarının nedenleri
TME rahatsızlıklarının nedenleri tek bir faktöre bağlı olmaması hastalık tanımının kritikliğini artırmaktadır. Çene eklemi içinde sistemik hastalıklara bağlı olarak görülebilecek rahatsızlıklarının dışında, aniden meydana gelen veya devamlı olan minimum travmalar da çene eklemi rahatsızlığının nedeni olmaktadır. Diş gıcırdatma ve sıkma, strese bağlı veya bağımsız baş-boyun kaslarının spazmı, nörolojik ve bazı sistematik rahatsızlıklar baş-boyun bölgesindeki ağrıların nedenleri olabilmektedir.


Çene eklemi rahatsızlıklarını meydana getiren faktörler
Travma: çene ekleminin herhangi bir nedenle direkt olarak travmaya maruz kalması (baş-boyun bölgesine gelen ani bir vuruş, çenenin normal limitinden çok açılmış olması, çenenin altından gelen şiddetli bir güç vb.) rahatsızlığın başlamasının en belirgin nedenidir. Uzun süren ve ağzın çok açılmasını gerektiren diş tedavileri sonucu, genel anestezi verilirken çenenin aşırı derecede açılması çene ekleminde travmalara neden olabilir.

Normal olmayan alışkanlıklar: diş sıkma veya gıcırdatma, dudak ısırma, tırnak yeme, sakız çiğneme ve vücudun çeşitli kısımlarının anormal duruşları TME rahatsızlığını direkt olarak meydana getirmese de ortaya çıkmasında büyük rol oynar.

Alt ve üst dişlerin birbiriyle ilgisi (Oklüzyon): Her ne kadar oklüzyonun TME rahatsızlığını meydana getiren ana faktör olmadığı ileri sürülmekteyse de klinik çalışmalarda, TME rahatsızlıkları ile çeneler arasındaki ilişkinin önemli olduğu kanıtı kuvvetlidir.


Hasta muayenesi
TME rahatsızlıklarının klinik muayenesi yaklaşık olarak 30 dakika sürmektedir. Çene eklemi rahatsızlığı olan hastalardan tıbbi ve ağız hastalıklarıyla ilgili geçmiş hikayeleri alındıktan sonra ağız içi, çene eklemi ve baş-boyun baslarını içeren ayrıntılı bir muayeneden geçirilerek teşhise varılmaya çalışılır. Ağız açıklığı ve alt çenenin ön, sağ sol hareketleri ölçülüp çene eklemi sesleri dinlendikten sonra çene içi veya kas hastalıklarından hangisi olduğu detaylı bir klinik muayeneden sonra tanımlanmaya çalışılır. Gerekli görülürse ayırıcı tanı için MRI veya diğer görüntülemeler öngörülebilir. Hastada, sistemik bir rahatsızlık olasılığında mütehassıs doktorlarla konsültasyon yapılır.
Genellikle çene içi hastalıkları, kas hastalıklarıyla beraber görülmektedir.

Çene eklemi rahatsızlıklarının tedavisi
TME rahatsızlıklarının tedavisi diğer ortopedik ve romatizmal hastalıklarda olduğu gibidir. Tedavisindeki esas amaç çene eklemi iç basıncının düzenlenmesi ve kas fonksiyonlarının düzenlenerek çiğneme sisteminin normal günlük fonksiyonlarını yapabilmesini sağlamaktadır. Bu sonuca varılması için çiğneme sisteminde meydana gelmiş bozuklukları artırabilecek veya tetikleyecek nedenlere dikkat etmek ve bunları değerlendirmek gerekir. Sistem üzerinde ters yönden etki edecek tıbbi veya fonksiyonel bozukluklar bulunduğunda gerekli konsültasyonlar yapılır. Ağız içi dokularındaki değişikliklere bakılarak hastalarda alt-üst çene ilişkilerinde bir fonksiyon olup olmadığı belirlenmeye çalışılır.

Hastalardan alınan bilgiler ve muayene sırasındaki gözlemlerde hastaların kötü alışkanlıkları olup olmadığı belirlenmeye çalışılır (diş gıcırdatması gibi).

TME rahatsızlıklarının tedavisinde konservatif tedavi olarak vasıflandırılan ortopedik apareylerin (splint), fizik tedavi metotlarının kullanılmasının ve alışkanlıkların belirlenmesinden sonra onların nasıl kontrol edilmesi gerektiğinin hastalara öğretilmesinin, TME hastalıklarının büyük bir kısmının kontrolünde yeterli olduğu yapılan araştırmalarla saptanmıştır. Bilimsel araştırmalar TME rahatsızlıklarının yüzde 85’inden fazlasının konservatif tedaviyle kontrol altına alındığını göstermektedir.

devamı

Diş gıcırdatma kontrol egzersizi

Diş gıcırdatması ve sıkması halk arasında çok sıklıkla görülmesine rağmen kişiler tarafından çoğu zaman farkına varılmayan oldukça sinsi diyebileceğimiz problemlerden biridir.

Diş gıcırdatmaları dişler üzerinde olumsuz sonuçlar verdiği gibi, bazı durumlarda çene eklemi problemlerinin ve diş eti hastalıklarının ortaya çıkmasına da neden olabilmektedir.

Diş sıkma ve gıcırdatmalarının tamamen önlenmesi mümkün olamadığından alışkanlığın kontrol edilebilmesi bir ölçüde aşağıdaki egzersizlerle sağlanabilir.

Yatağa girdikten sonra sırtüstü yatar durumdayken alt ve üst dişlerinizi yavaş yavaş sıkmaya başlayın. Dişlerinizi sıkma durumunda 10 saniye tutarken dikkatinizi yüzünüzdeki kasların kasılmasına odaklayın. Dişlerinizin birbiriyle temasını aniden kesin ve yüz kaslarınızın istirahat haline geçtiğini algılayın. Bu odaklanmayı, kaslarınızın istirahat haline gelme esnasındaki duygunuzu kaybedinceye kadar sürdürün. Bu egzersizi her gece yattıktan sonra 10 kez tekrar edin devamı

Dişler kuronlanırken farklı malzeme alternatifleri var mıdır?

Dişler kuronlanırken metal, metal destekli porselen, tam porselen (güçlendirilmiş porselen, zirkonyum alt yapılı porselen) gibi farklı malzeme alternatifleri vardır.

Metal destekli porselen kuronlar: Estetik ve hijyenik olan porselen yapı ve onu taşıyan metal altyapıdan ibarettir.

Tam porselen kuronlar (Güçlendirilmiş porselen, Zirkonyum altyapılı porselen restorasyonu): Estetiğin önemli olduğu ön grup dişlerde ışık geçirgenliği doğal dişe benzeyen metalsiz porselenler kullanılabilir. Güçlendirilmiş porselen veya zirkonyum altyapı olarak kullanılır. Metal altyapıya gerek olmadığından daha iyi estetik sonuçlar elde edilebilir.

Metal kuron: Tamamı metalden (altın, krom, kobalt gibi) yapılır. Estetik sorun teşkil etmeyen arka bölgedeki dişlerde ve çenelerde porselen kuron yapımına yeterli yer olmadığı durumlarda kullanılır. Kullanım alanı sınırlıdır.

devamı

Hareketli protez ne demektir? Kaç türlü hareketli protez vardır?

Hareketli protez, hasta tarafından takılıp çıkartılabilen ve eksik dişlerin yerini tutan yapay bir aygıt demektir.

Doğal dişlerin tamamının olmadığı vakalarda yapılanlara total protez denir. Bu tür protezler halk arasında takma diş olarak bilinir.

Bazı ana dişlerin var olduğu bazılarının da çekilmiş olduğu durumlarda yapılan takılıp çıkarılabilir protezlere parsiyel protez denir. Parsiyel protezler ya klasik akrilik protezler şeklinde olur ya da iskelet protez diye adlandırılan tek parça dökümden yapılır. Bu tip protezler, ana dişlere bağlana ve kroşe denilen tellerle tutuculuk sağlarlar. Bu tel tutucuların göründüğü ve estetik olmadığının düşünen hastalara hassas bağlantılı estetik protezler de yapılabilir.

Ana dişlerin tümünün çekilmesin gereken durumlarda, hasta dişsiz kalmak istemezse immediat protez denilen doğal dişler çekilir çekilmez hemen takılan protez türleri de vardır. İyileşme tamamlanıp dokular büzülünce bu protez uyumsuz hale gelir ve hastanın daimi protezleri yapılmaya başlanır.

Son olarak ağızda var olan birkaç doğal diş veya kök üzerine, diş hekiminin yapacağı bazı özel hazırlıkları takiben uygulanan dişüstü protezler de vardır. Bu doğal diş veya kökler proteze tutuculuk ve stabilite sağlar.

devamı

Klasik hareketli protezlerin alternatifi var mıdır?

Klasik hareketli protezlerin en çağdaş alternatifi implant destekli protezlerdir. Bu durum özellikle alt-total protezler için söz konusudur. İmplant işlemi ile protezlerin gerek tutuculuğu gerekse stabilitesi artar. Maliyet açısından daha yüksek olan bu protezlerin uygulanabilmesi için lokal ve sistemik tüm koşulların uygun olması gerekir. Protetik diş tedavisi doktoru sizi muayene ettikten sonra gerekli bilgilendirmeyi yapacaktır.

devamı

PASİF ÇENE EKLEMİ EGZERSİZİ

Hastaların yapması gerekenler

Ağzınızı iki parmağın gireceği mesafeden fazla açmayın. Çenenizin fonksiyonlarını mümkün olduğunca azaltın. Sert ve lifli gıdaları çiğnemekten kaçının (Elma kabuğu, biftek gibi). Çok ince ve çiğnemesi uzun sürecek gıdaları çiğnemekten kaçının. Çenenize darbe getirecek sportif aktivitelerden uzak durun. Esneme ve hapşırma gibi çene eklemini hızla oynatan hareketlerden kaçının (Bu refleksler oluştuğunda mutlaka çenenizin altını elinizle destekleyin). Verilmiş olan apareyi ve dişlerinizi mutlaka temiz tutun. Doktorunuzun önerilerini ve size vereceği egzersizleri anlatıldığı şekilde ve sürede uygulayın.

Apareyin temizlenmesi
Kullandığınız aparey, takım dişlerde kullanılan materyalden yapılmıştır. Apareyinizi fırça ve diş macunuyla her gün iyice temizlemeniz gerekir. İlave olarak takım diş temizlenmesi için kullanılan effervesant (köpüren) temizlik tabletleri kullanılmasında herhangi bir sakınca yoktur.

Apareyinizi çıkarttığınız zaman mutlaka size verilmiş olan kutuda tutun. Şikayetleriniz artacak olursa, lütfen telefon ederek randevunuzu erkene alın.

Not: Yapılan Splintin her kontrolde getirilmesi gerekmektedir.

Pasif çene eklemi egzersizi

Başparmağınızı ön-üst dişlerin kesici kenarına, işaret parmağınızı alt-üst dişlerin kesici yüzeyine değdirin. Parmaklarınızla dişlerinize bastırarak ağzınızı açmaya çalışın (çenenizi parmağınızla itmenizin nedeni, ağzınızın açılma işlemini pasif olarak gerçekleştirmek amacıyladır). Ağzınızı açarken parmak basıncı uygulanmadığında şikayetiniz artabilir. Bu pozisyonu yaklaşık 10 saniye sürdürün. Egzersizi günde dört kez yapın ve her seferinde beş kez tekrarlayın.

(Çene kaslarınızda kasılmalar başladığında bu egzersizleri tekrarlayabilirsiniz.)

Hastaların yapması gerekenler

Ağzınızı iki parmağın gireceği mesafeden fazla açmayın. Çenenizin fonksiyonlarını mümkün olduğunca azaltın. Sert ve lifli gıdaları çiğnemekten kaçının (Elma kabuğu, biftek gibi). Çok ince ve çiğnemesi uzun sürecek gıdaları çiğnemekten kaçının. Çenenize darbe getirecek sportif aktivitelerden uzak durun. Esneme ve hapşırma gibi çene eklemini hızla oynatan hareketlerden kaçının (Bu refleksler oluştuğunda mutlaka çenenizin altını elinizle destekleyin). Verilmiş olan apareyi ve dişlerinizi mutlaka temiz tutun. Doktorunuzun önerilerini ve size vereceği egzersizleri anlatıldığı şekilde ve sürede uygulayın.

Apareyin temizlenmesi
Kullandığınız aparey, takım dişlerde kullanılan materyalden yapılmıştır. Apareyinizi fırça ve diş macunuyla her gün iyice temizlemeniz gerekir. İlave olarak takım diş temizlenmesi için kullanılan effervesant (köpüren) temizlik tabletleri kullanılmasında herhangi bir sakınca yoktur.

Apareyinizi çıkarttığınız zaman mutlaka size verilmiş olan kutuda tutun. Şikayetleriniz artacak olursa, lütfen telefon ederek randevunuzu erkene alın.

Not: Yapılan Splintin her kontrolde getirilmesi gerekmektedir.

devamı

Porselen dolgu ne demektir?

Kısmen hasara uğramış, madde kaybı bulunan dişlere amalgam ya da kompozit dolgu yapmak yerine estetik ve sağlamlık açısından çok daha üstün nitelikli porselen dolgular hazırlanarak dişteki mevcut boşluğa yerleştirilir. Birkaç seansta tamamlanan bir işlemdir.

devamı

Porselen laminalar halk arasındaki adıyla yaprak porselenler ne demektir?

Porselen laminalar dişlerin ön yüzlerine yapışan çok ince porselen yapılardır. Porselen laminalar ile dişlerin arasındaki boşluklar kapatılabilir, boyları uzatılıp yeniden şekil verilebilir, kırık çatlak, kötü formlu ve ileri derecede renklenmiş dişler güzel bir görünüme kavuşturabilir. Ayrıca diş rengini beğenmeyen kalıcı beyazlık isteyenlerde, gülüşünü beğenmeyen hastalarda gülüş tasarımı amacıyla, antibiyotik nedeni ile renklenmiş dişlerde, hafif çarpık dişlerin düzeltilmesinde, ortodonti tedavisi gerektiren, ileri derecede olmamak kaydıyla çapraşıklıklar birkaç seansta düzeltilebilir.

devamı

Porselen laminaların yapımı nasıldır?

Karar verildikten sonra dişiniz porselen laminalar için hazırlanır. Dişinizin ön ve kesici yüzeyinden çoğu zaman 1 milimetreden az mine dokusu kaldırılıp, dişinizden ölçü alınır. Bu ölçü yardımı ile dişinize uygun, gülüşünüzü tamamlayacak, neredeyse yaprak kalınlığında, uygun renkte porselen laminalar yapılır ve uygun renkte özel yapıştırıcılar ile dişinize yapıştırılır.

devamı

Protez yapıştırıcılarını kullanmalı mıyım?

Protez yapıştırıcılarının devamlı kullanılması, istenen bir şey değildir. Fakat gerektiğinde kısa süreli olmak üzere kullanılmasında bir sakınca yoktur. İhtiyaç olduğunda bu yapıştırıcıların nasıl kullanılacağı hekiminiz tarafından size açıklanacaktır.

devamı

Protezlerime alıştıktan sonra diş hekimine gitmem gerekir mi?

Normal koşullarda bu gidiş “altı ayda bir” olarak ifade edilir. Çünkü hekimin protezleri ve ağız dokularını muayene etmesi, olası patolojik değişiklikleri görmesi ve bir değişiklik varsa uygun gördüğü işlemleri yapması gerekir. Uygun gördüğü zaman hekiminiz bu süreyi değiştirebilir.

devamı

Protezlerime hemen alışacak mıyım ve eskisi gibi yemek yiyebilecek miyim?

Protezlere alışmak biraz zaman isteyen bir konudur. Çok iyi yapılmış protezlerde bile bu durum kişiden kişiye değişen bir süreçtir. Bu süreçte hastaların ağızlarına ufak lokmalar alması, dudaklarını açmadan yemekleri yavaş yavaş çiğnemeleri gerekir. Başlangıçta ağızlarının her iki tarafına da lokmayı koyarak iki taraflı çiğnemelerinde yarar vardır. Protezlerin takıldığı ilk günlerde yumuşak yiyecekler yenmesi önerilir. Protezlerin vuran yerleri varsa bu bölgeler hekim tarafından düzeltilecektir.

Total protezlerde normal ve rahat yemek yemek genel olarak 4-6 hafta gerektirir. Hastaların bu süreyi hekimlerinin önerilerini dikkate alarak geçirmeleri, en önemlisi de protezlerini kullanacaklarına dair “kararlı” olmaları gerekir. Hemen pes edip protezi çıkarmamalıdırlar. Bu durum özellikle eski protezleri olan hastalar için söz konusudur. Çünkü en ufak bir vurukta hemen yenilerini çıkartıp eski protezlerini takarlarsa yeni protezlerine alışmaları çok uzun sürebilir.

devamı

Protezlerimi 24 saat devamlı mı kullanacağım?

Hastaların protezlerine bir an önce alışabilmeleri için ilk günlerde devamlı kullanmaları gerekir. Fakat alıştıktan sonra geceleri çıkarılarak ıslak bir kağıt havluya sarmaları önerilir. Bu durum yumuşak dokuların dinlenmesini sağlar. Protezlerin geceleri çıkarılamayacağı özel durumlarda, hastaların yalnız kaldıkları zaman protezlerini çıkararak ağız dokularını dinlendirmeleri önerilir.

devamı

Protezlerimi hayat boyu kullanabilecek miyim?

Protezlerin hayat boyu kullanılması söz konusu değildir. Protezlere normal koşullarda beş yılda bir bazı işlemler uygulanması gerekir diye söylense de; şüphesiz bu süre hastaya göre değişkenlik gösterir. Protezlerin hayat boyu kullanılamamasının sebebi, canlı dokulardaki değişikliklerdir. Yıllar içinde protezlerin dokularla olan uyumu bozulur. Protezler bollaşır, düşmeye başlar, yemek yemek zorlaşır. Bunun protezlerle ilgisi yoktur. Tamamen canlı dokulardaki değişiklikler sonucudur. Bu durumda protezlerin içinin doldurulması, uyumu bozular kaide maddesinin tümden değiştirilmesi ya da yeni bir protez yapılması gerekir. Bu konudaki kararı diş hekimi verecektir.

devamı

Protezlerimin yapılması ne kadar sürecek?

Hareketli protezlerin yapımı ölçü alınmasından itibaren normal koşullarda beş seans sürer. Ancak gerekli hallerde seans sayısı artabilir. Protez takıldıktan sonra da ağza alıştırılması için hastaların birkaç seans daha gelmesi gerekebilir. Bu durumda bir hareketli protezin tamamen bitmesi ve hastanın protezini kullanabilir hale gelmesi genel olarak 1-1,5 ay sürebilir. Bu konuda hastalarımız yapım ve alışma için belirli bir süre gerektiğini bilmelidirler.

devamı

Protezlerimle normal konuşabilecek miyim?

Protezler ağız ortamında az da olsa bazı seslerin telaffuzunda zorluklar gibi değişikliklere neden olabilir. Bu durumda yüksek sesle ve ayna karşısında okuma çalışması yapılmalı ve doğru telaffuz edilemeyen kelimeler tekrar edilerek normal hale getirilmeye çalışılmalıdır.

devamı

Sabit protez uygulaması nedir?

Sabit protez uygulaması, bilim ve sanatın birleşerek eksik veya aşırı madde kaybına uğramış dişlerin, diş dokusuna ve rengine benzer malzemeler kullanılarak yerine konması işlemidir.

devamı

Sabit protezin yapılma aşamaları nelerdir?

Sabit protezlerle tedavi prosedürü en az 4 seans gerektirir.

Preparasyon ve ölçü: Restorasyon yapılacak diş ya da dişler, uygulanacak restorasyon miktarı kadar küçültülüp laboratuvar modeli ve işlemleri için bütün ağzın hassas ölçüsü alınır. Renk tespiti hastayla mutabakat sonucu alınır.

Altyapı provası: Laboratuvarda model üzerinde hazırlanan zirkonyum veya metal altyapının ağız ortamında prova ve uyumlanması yapılır.

Porselen prova: Restorasyonun bitiminden önceki aşamadır. Laboratuvarda hazırlanan porselenin komşu, karşı dişler ve çevre dokularla ilişkisi kontrol edilir. Renk ve estetik olarak yüzünüz ve gülüşünüz ile uyumu kontrol edilir. Hastaya uygun karakterizasyonlar bilgi verilerek bu aşamada yapılır. Hastanın son onayı alınır. Cila yapılmak üzere laboratuvara gönderilir.

Cila ve simantasyon: Laboratuvarda cilası yapılan restorasyon son kez ağızda denenir, herhangi bir problem yoksa, hastanın da onayı alındıktan sonra restorasyon diş üzerine sabitlenir, yapıştırıcı sertleştikten sonra artıklar temizlenir. Artık restorasyonlar hastanın kullanımına hazırdır.

Hasta bilgilendirme: Tüm ağız hijyeni ve bakımının restorasyonların ömrüne direkt etkisi olduğundan dişler ve çevre dokular ile ilgili bakım teknikleri anlatılır. Özel olarak restorasyonlar (köprüler) için gerekli yöntemler varsa hasta bilgilendirilir. Rutin kontrolleri için randevu verilir.

devamı

YENİ PROTEZ KULLANACAK HASTALARA ÖNERİLER

Yeni protezleri kullanmasını öğrenmek zaman ve sabır ister. Daha önce protez kullanmış olsanız bile yeni protezleriniz kullanmış olduklarınızdan farklıdır. Bu nedenle, eski alışkanlıklarınızı değiştirmeniz ve yeni alışkanlıklar kazanmanız gerekecektir. İlk birkaç hafta, alışma süresine ihtiyacınız olacaktır. Bu sürede protezinizin sizin ağız yapınıza uyumlanması için bazı düzeltmeler gerekecektir. Sabır gösterirseniz protezinizi rahatlıkla kullandığınızı göreceksiniz.

Protezin kullanımı

Dil, dudak ve yanakların protezin kontrolünde çok büyük etkisi vardır. Daha önce protez kullandıysanız yeni protezinize daha kısa sürede ve rahatlıkla alışacaksınız. Protezinize alışabilmek için ilk günlerde yatarken çıkarmayınız. Protezinizi kullanmaya alıştıktan sonra yatarken protezler çıkarılmalı, ağız dokuları dinlendirilmelidir. Yatarken protezlerini çıkarmayı tercih etmeyenler ise gündüz, uygun olan bir zamanda protezlerini çıkararak ağız dokularını dinlendirmelidirler. Protezler gece çıkarıldığında bir kutu içerisinde nemli olarak muhafaza edilmelidir. Protez tozları ve diğer yapıştırıcıları hekiminiz önermediği sürece asla kullanmayınız.

Protezin bakımı

Sağlıklı bir ağız için, protezinizdeki besin artıklarını her yemekten sonra temizlemek gerekir. Temizleme işleminde yumuşak bir fırça sıvı sabun veya sabun kullanınız. Günlük temizliğe ek olarak haftada 1 defa temizleme tabletleri kullanılabilir. Protezinizin düşüp kırılmaması için, temizleme işlemi lavaboya yakın tutularak veya su dolu kabın üzerinde yapılmalıdır. Protezinizin her yerini hafif bir kuvvetle fırçalayınız. Protezinizi asla sıcak suya koymayınız.

Düzenli kontrol

Zamanla proteziniz uyumunu kaybeder ve siz bu durumu fark edene kadar dokularda zararlara sebep olabilir. Yılda en az bir kere diş hekiminiz tarafından kontrol edilmelisiniz. Yeni protezin başarısı, diş hekiminize bağlı olduğu kadar, size de bağlıdır. Sabırlı ve olumlu yaklaşım ile rahatça protezlerinizi kullanabilirsiniz.

Proteze alışma sürecinde yemek yeme ve çiğneme

Tam protezlerle normal ve rahat yemek yiyebilmek zordur. Bunun için en az 4-6 hafta gerekebilir. Başlangıç sürecinde normal ve etkili bir çiğneme beklenmemelidir. Başlangıçta parça et, fındık, çiğ sebze ve taze ekmek gibi yemesi güç yiyecekleri denemeyiniz. Küçük parçalara bölünmüş yumuşak besinler dudaklar kapalıyken yavaş yavaş çiğnenmelidir. Özellikle ilk haftalarda ön dişlerle kesinlikle ısırılmamalıdır. Bu durum protezin hareket etmesine neden olabilir. Protez, su içerken yerinden oynayabilir. Zamanla bu his kaybolacaktır. Tavuk, balık, et gibi gıdaların kemiklerini tabağınızda ayıklayıp daha sonra çiğnemeye başlamanız daha doğru olacaktır.

Konuşma

Protezlerle rahat konuşabilmek zaman alabilir. Yüksek sesle ve ayna karşısında okuma çalışması yapılmalı ve doğru telaffuz edilemeyen kelimeler tekrar edilerek normal hale getirilmeye çalışılmalıdır. Protezi ilk kullanmaya başladığınız dönemde gülme ve öksürme gibi ani hareketlerde protez ağzınızda yerinden oynayabilir. Tekrar yerine oturması için yavaşça dişlerinizi sıkıp yutkununuz.

Görünüm

Protezi ilk kullanmaya başladığınız zaman yüzünüzün görünümü size farklı gelebilir. Tüm kaslarınız proteze uyum sağlayınca görünümünüz normale dönecektir. Yanak ve dudaklarınızdaki çökme protezinizle düzelecektir ve bu sayede daha genç görüneceksiniz.

Başlangıçta karşılaşılan sorunlar

Yeni proteziniz ağzınızda yabancı ve büyük bir cisim olarak algılanacaktır. Dudak ve yanaklarınızda doygunluk hissi duyulacaktır. Bu his geçicidir ve protezlere alışınca kaybolacaktır. İlk günlerde salgı bezlerinin uyarılması sonucu tükrük miktarı artabilir. Bu artış protezlerin tutuculuğunu olumsuz yönde etkiler, fakat bu durum kısa sürece geçecektir. Alt protez üst proteze göre daha çok hareket edecek ve yerinden daha kolay çıkacaktır. Alt proteze alışma, üst proteze alışmaktan daha zordur ve daha çok zaman alır. Protezler yapılırken ne kadar özen gösterilirse gösterilsin protezler protezlerin kullanım sırasında hareket etmesi sonucunda vuruklar olabilir. Vuran yerler mutlaka doktorunuz tarafından düzeltilmelidir. Protezlerin hasta tarafından törpülenmesi yanlıştır ve çok daha büyük problemlere neden olabilir. Vuran yerlerin alınması için doktorunuza gelmeden önce protezlerinizi en az 4 saat kullanmış ve bir öğün yemek yemiş olmalısınız. Bu süre vuruk yerlerinin görülebilmesini sağlar. Ağızdaki dokular proteze alıştıkça sorunların da zamanla azaldığını göreceksiniz devamı

Restoratif Diş Tedavisi

Amalgam restorasyonlar (gümüş dolgular) kompozit (beyaz restorasyonlar) ile değiştirilmeli midir?

Amalgam restorasyonların altında veya kenarında yeni bir diş çürüğü gözlenirse diş dokusu kaybının tipine göre kompozit (beyaz restorasyon) restorasyon yapılabilir.
Kompozit restorasyonlar; son yıllarda hem ön hem arka grup dişlerde sıklıkla kullanılan diş renginde polimer yapılı estetik dolgu materyalleridir.

devamı

Aşırı madde kaybı olan dişlerin restorasyonu

İnley-onley restorasyonlar, çok fazla madde kaybı olan dişlerde, diş renginde (kompozit-seramik) hazırlanan estetik restorasyonlardır. Ağız dışında hazırlanan bu tip restorasyonlar, ölçü alınmasının ardından laboratuvar şartlarında bitirilen dolgulardır. Bu yapılar ikinci seansta dişlere yapıştırılırlar.

devamı

CAD-CAM teknolojisi ile estetik restorasyonla

Ayrıca fakültemizde CAD-CAM teknolojisi ile estetik restorasyonlar tek seansta uygulanabilmektedir.
CAD-CAM teknolojisinde dişlerin ölçüleri bilgisayara bağlı bir kamera ile dijital olarak alınmakta ve bilgisayarda restorasyonlar hazırlanarak aynı seans simanle edilmektedir.

devamı

Diş aşınmalarının sebepleri ve tedavi yöntemleri nelerdir?

Sebepleri

Dişlerin çok sert fırçalanması Asitli gıda ve içeceklerin (gazoz) aşırı tüketilmesi Diş fırçalarının sert olması Yanlış diş macunu kullanımı (aşındırıcı özelliği fazla olan ürünlerin kullanımı) Günder iki-üç seferden daha fazla ve yanlış olarak dişlerin fırçalanması Dişlerin çok uzun süreyle fırçalanması devamı

Diş aşınmasının önlenmesi

Tek bir bölgede ileri-geri (yatay) veya yukarı-aşağı (dikey) fırçalamadan kaçınılmalıdır. Dişler bu bölgede yedi-sekiz dairesel hareketle fırçalanıp, bir fırça boyu öne kaydırılarak tüm diş yüzeyleri (yanak, dil-damak ve çiğneyici yüzeyleri) temizlenir. Genel olarak orta sertlikteki bir fırça kullanılmalıdır. Diş aşınmasını önlemek amacıyla florür içeren jel türündeki (aşındırıcısı azaltılmış) diş macunu kullanılmalıdır. Florürlü gargaralar kullanılabilir. Asitli gıda ve içeceklerden hemen sonra dişler fırçalanmamalı, iki-üç saat sonra fırçalama yapılmalıdır. Asitli içecekler pipetle içilmelidir. Madde kaybı çok fazla olan dişlerde, duyarlılık ve mine dokusunun kaybıyla bir alttaki sarı doku (dentin) ortaya çıktıysa ışıklı kompozitler (beyaz dolgu) yapılmalıdır. Dişler arka yüzeyinden başlanarak fırçalanmalıdır. devamı

Diş çürüğü nedir?

Diş çürüğü, çürük yapıcı besinlerin (şeker ve karbonhidratlar) alınmasından sonra diş yüzeylerinin yeterince temizlenemediği durumlarda gelişen diş sert doku kaybıdır. Diş çürüğü, hastanın diş yapısının çürüğe karşı direncine göre, farklı sürede meydana gelebilir. Bu süre içinde bakteriler şekerleri parçalayarak asit oluştururlar ve diş sert dokularına zarar verirler.

devamı

Diş çürüğünü önlemek için neler yapılabilir?

Dişlerin etkin olarak günde iki defa fırçalanması (şekerli ve dişe yapışan gıdaların yenmesinden sonra dişlerin fırçalanması gerekir). Diş hekimi tarafından önerilen doğru diş macunu ve fırçanın kullanılması Diş ipinin kullanılması Düzenli olarak altı ayda bir diş hekimi kontrolüne gidilmesi önerilir. devamı

Dişimizin çürüdüğünü nasıl anlarız?

Dişlerde, soğuk ve şekerli besinlere duyarlılığın olması diş çürüğüne işaret eder. Dişlerde gri-kahverengimsi lekelerin görülmesi de dişin çürüdüğünü gösterebilir. Diş çürüklerinin tespiti için hastalar her sene rutin diş hekimi muayenesi yaptırmalıdır.

devamı

Dişlerin beyazlatılması için neler yapılabilir?

Ev tipi beyazlatma
Diş hekimi tarafından hastaya özel bir beyazlatma plağı hazırlanır. Beyazlatıcı ilaçların belirli bir süre (8-16 gün) kullanılmasıyla dişler iki-üç ton beyazlamaktadır.

Ofis tipi beyazlatma
Hasta koltuğunda yarım saat içinde kuvvetli ışık kaynaklarıyla diş beyazlatma yapılabilir (iki-üç seans). Hastanın diş rengine bağlı olarak farklı yöntemler ile diş beyazlatması yapılabilir.
Diş rengine bağlı olarak hastaların ev ve ofis tipinin beraber yapıldığı kombine beyazlatma yöntemleri son yıllarda daha çok tercih edilmektedir

devamı

Kanal tedavisi görmüş dişler beyazlatılabilir mi?

Kanal tedavisi görmüş (koyulaşmış) dişin özel beyazlatıcılarla beyazlatılması mümkündür. Diş hekimi iki-üç seansta uygulayacağı ilaçlarla koyulaşan dişleri beyazlatabilir.

devamı

Lazerle diş tedavisi yapılır mı?

LAZER ile, diş çürüklerinin ağrısız temizlenmesi mümkündür.
LAZER ile, dolgu yapmadan önce dişe şekil verilebilir.
LAZER ile, esmer dişeti lekelenmeleri giderilebilir.
LAZER ile, dişeti şekillendirmeleri yapılabilir.

devamı

Ön dişlere yapılan estetik restorasyonlar nelerdir?

Kompozit vener
Kompozit venerler kırık ve şekil değişikliği gerektiren dişlerde tercih edilebilir. Günümüzde ön diş kompositleri ile doğal diş renginde restorasyonlar yapılabilmektedir.

Porselen vener restorasyonlar (Lamina)
Lamina restorasyonlar; ön grup dişlerde estetik amaçla yapılan tedavi yöntemidir. Dişlerin sadece ön yüzeyleri aşındırılarak hazırlanan dişlerden ölçü alınır, daha sonra laboratuvar şartlarında hazırlanan laminalar ikinci seansta hasta dişlerine yapıştırılır.

devamı